arasına yapıştırın. AdSense kodunuz ANNE BEBEK PORTALI: Ne İyi Gelir
Ne İyi Gelir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ne İyi Gelir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2017 Çarşamba

Gribe İyi Gelen Yiyecekler

Grip, virüs nedeniyle üst solunum yollarının iltihaplanmasıdır. Burun akıntısı, boğaz ağrısı, öksürük, halsizlik, yüksek ateş ve vücudun geneline yayılan ağrılarla birlikte görülen gribin daha kısa sürede geçmesi için bazı yiyeceklerden yardım alabilirsiniz.

Vitamin ve mineral bakımından zengin sebzeleri kullanarak hazırlayacağınız çorbalar, aynı zamanda vücudun hastalık sırasında daha fazla ihtiyaç duyduğu suyu alabilmesi için önerilen ilk yiyecektir.

Hastalığın şiddetlendiği günlerde bol bol bitki çayı, su, taze sıkılmış meyve suları içebilirsiniz.

Grip İçin Çorba Önerisi

Aşağıdaki çorba tarifi “Yağmur Ormanları Bitkisel Önerileri” kitabının yazarı Rosita Arvigo’ya ait.

Malzemeler: Doğranmış yarım lahana, doğranmış 1 soğan, 4-5 diş havanda dövülmüş sarımsak, dilimlenmiş 3 havuç, 3 adet doğranmış kereviz, 6 yemek kaşığı rendelenmiş taze zencefil, 1 limonun suyu.

Hazırlanışı: Sebzeleri yaklaşık 30 dakika kadar haşladıktan sonra zencefil ve sarımsağı ekleyip 5 dakika daha haşlayın. Tencereyi ateşten alıp çorbayı blenderden geçirin. Son olarak limonu ekleyip karıştırın. Grip sırasında tıkanan solunum yollarını açmak için bir miktar kırmızıbiber ekleyerek içebilirsiniz.

Gribe İyi Gelen Yiyecekler

Gribin sistemden daha hızlı atılması için genel olarak vücudu güçlendiren C vitamini bakımından zengin gıdaların, içeceklerin tüketilmesi önerilmektedir.

C vitamini yazısında bu yiyeceklerin neler olduğu konusunda daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. Bunun dışında aşağıdaki yiyecekleri daha sık tüketerek gribin belirtilerini hafifletebilirsiniz.

Haşlama balık, tavuk suyu, taze sıkılmış meyve suları, haşlama tavuk, tavuk ve sebze çorbaları, portakal, greyfurt, mandalina, limonlu çay, zencefil çayı, ekinezya çayı, kuşburnu çayı, adaçayı, papatya çayı, okaliptüs çayı.

Grip boyunca vücudunuzun susuz kalmamasına dikkat etmelisiniz. Bitki çayları bu konuda size yardımcı olabilir. Sıcak çay aynı zamanda boğaz ağrılarını ve öksürüğü hafifletir.

Sindirimi zor, ağır yemekler sindirilirken daha çok enerji harcadığı için bu tip yiyeceklerden uzak durun.

Neler Yememeli?

Doğru beslenerek gribi kısa sürede atlatabilir ve hastalığın neden olduğu belirtilerden en az seviyede etkilenebilirsiniz.

Tam tersini yaparsanız, yani beslenmenize dikkat etmezseniz hastalığın iyileşme süreci de aynı oranda uzar. Hastalığınız boyunca aşağıdaki gıdaları olabildiğince az tüketin.

Boş kalorili abur cuburlar (patates cipsi, kola, şeker, çikolata…), alkol, kahve, kızartma ve aşırı baharatlı gıdalar, burun tıkanıklığını arttıran süt ve süt ürünleri, vücudun susuz kalmasına neden olan aşırı tuz.

Diğer Öneriler

Grip Aşısı Olun: Günümüzde gribin yayılmasında etkin olan virüs türleri için aşılar bulunmaktadır. Uzmanlar özellikle bebeklerin ve 4 yaşına kadar çocukların, diyabet, kalp hastalığı, akciğer hastalığı, böbrek hastalığı, kanser ve diğer kronik bir hastalığı bulunan kişilerle 65 yaş üzeri yetişkinlerin gribin ciddi komplikasyonlarından korunmak için grip aşısı olmalarını öneriyor.

Tüm tedbirleri almanıza rağmen gribe yakalandıysanız hastalığın geçmesini beklemekten başka bir çareniz yok çünkü gribin tedavisi bulunmuyor. Ancak beslenmenize dikkat ederek ve dinlenerek hastalığın belirtilerini hafifletebilir ve vücudunuzun daha az yıpranmasını sağlayabilirsiniz.

Virüsten Korunun: Grip virüsü en çok hasta olan kişi konuşurken, öksürürken havaya saçılan tükürük zerrecikleri ile bulaşır.

Bu zerrecikler aktif olarak grip virüsü taşır ve eğer bu zerreciklere temas ettikten sonra elinizi ağzınıza, yüzünüze, gözünüze götürürseniz büyük ihtimalle sizde grip olursunuz.

Grip olan bir kişi hastalığın ilk belirtilerinin görülmeye başlamasından 1 gün öncesinden başlayarak ortalama 7 gün boyunca virüsü yaymaya devam eder.

Hasta olan çocukların virüsü yayma süresi ise çoğunlukla 7 günden uzundur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta kişide herhangi bir hastalık belirtisi olmamasına rağmen grip virüsünü diğer insanlara yaymaya başlamasıdır.

Yani öksürmeyen, hapşırmayan, ateşi yüksek olmayan ve gayet sağlıklı görünen birinden de virüs kapabilirsiniz.

Gribe yakalanma riskini azaltmak için virüsün en yaygın olduğu günlerde toplu taşıma araçlarını kullanmamak ve kalabalık ortamlardan kaçınmak, çocuğunuzu korumak içinse okula göndermemek etkili bir yöntem olmasına karşın her zaman uygulamak pek mümkün olmuyor.

Bu tip ortamlarda bulunmak zorunda kalırsanız hasta kişilerle yakın temastan kaçının ve ellerinizi sık sık bol sabunlu suyla yıkayın. Sabun ve su bulamadığınız durumlar için yanınızda anti bakteriyel el temizleme sıvısı bulundurun.

Dinlenin: Vücudumuz grip hastalığı süresince gıdalardan aldığımız enerjinin büyük bir kısmını virüsle mücadelede kullanır.

Halsizliğin gribin tipik belirtileri arasında yer almasının asıl nedeni budur. Halsiz olduğunuz için zaten hareket etmeniz zorlaşacak ama bazen insan kendini zorlayarak dışarı çıkmak, yürümek isteyebilir.

Fiziksel olarak yorulursanız gribin etkisi uzayabilir ve halsizliğiniz olması gerekenden daha uzun sürebilir. Bunun yerine bol bol dinlenin hatta uyumaya çalışın.

Siz dinlendikçe vücudunuz virüsle mücadele için daha çok enerji ayırabilir.

Depresyona İyi Gelen Yiyecekler

Depresyon; umutsuzluk, üzüntü, ağlama nöbetleri, eskinden keyif alınan aktivitelerin artık zevk vermemesi, uyku düzeninin bozulması ve iştah değişiklikleri ile karakterize bir hastalıktır. Hafif ve orta dereceli depresyon yaşam tarzında yapılacak değişiklikler, dengeli beslenme ve terapi ile tedavi edilebilirken ilerlemiş depresyon tedavisi için ilaç kullanılması gerekebilir.

Depresyondaki kişiler bu ruh halinin iştahı kesebileceği ya da aşırı oranda arttırabileceğini de unutmadan, kilo kontrolünü sağlamak adına beslenmelerine özellikle dikkat etmelidir.

Depresyon Tedavisine Yardımcı Besinler

Balık: Son yıllarda omega 3 yağ asitleri üzerine yapılan hemen her araştırma bu esansiyel yağ asitlerinin depresyon tedavisine yardımcı olduğu yönünde sonuçlara sahiptir.

Özellikle soğuk deniz balıkları olan somon, uskumru ve ton balığında bol miktarda bulunan omega 3 yağ asitleri merkezi sinir sistemi gelişimine katkıda bulunuyor.

Yine yapılan çalışmalar bu tip balıkların yüksek oranda tüketildiği ülkelerde depresyon oranının diğer ülkelere göre daha düşük olduğunun altını çiziyor.

Omega 3 yağ asidi alabilmek için sadece balık tüketmeniz gerekmiyor, keten tohumu yağı, kabak çekirdeği, ceviz de bu yağ asidi bakımından oldukça zengin. Doktorunuza danışarak balık yağı kapsülü de kullanabilirsiniz.

Meyve ve Sebzeler: Vitamin, mineral, antioksidanlar ve diyet lifi bakımından zengin olan meyve ve sebzeler depresyonun belirtilerinin hafifletilmesi için kullanılabilir.

Çilek, narenciye, muz, kavun, domates, yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, kuşkonmaz, Brüksel lahanası fiziksel ve ruhsal sağlığınız için tüketebileceğiniz meyve ve sebzelerden bazıları.

B Vitaminleri: Suda çözünebilen B kompleks vitaminleri sindirim sırasında gıdaların parçalanmasında kullanılır. Uzmanlar ayrıca, özellikle B6 ve folik asitin duygu durumu dengesine katkıda bulunarak depresyon belirtilerini hafiflettiğini söylemektedir.

B6 vitaminini tahıl, patates, muz, nohut, tavuk, biftek, alabalık, ayçiçeği çekirdeği, fıstık ezmesi ve ıspanak gibi besinlerden alabilirsiniz. Folat ya da folik asit ise sığır eti, ıspanak, fasulye, kuşkonmaz, pirinç, ıspanak, brokoli ve bezelyede bol miktarda bulunur.

B12 vitamini eksikliğinin depresyona neden olduğu konusunda kesin bir kanıt bulunmamasına karşın bu vitaminin beyin kimyasallarının düzenlenmesine yardımcı olduğu biliniyor. Uzmanlar B12 vitamini eksikliğinin “homosistein” birikimine yol açabileceğini ve depresyonu tetikleyebileceğini belirtiyorlar.

E Vitamini: Yağda çözülen bir antioksidan olan E vitamini üzerine yapılan araştırmalar E vitamini eksikliğinin depresyon hastalarında görülen ortak bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır.

Buğday tohumu yağı, badem, ayçiçeği çekirdeği, ayçiçek yağı, aspir yağı, fıstık ezmesi, yer fıstığı, ıspanak ve brokoli gibi besinleri düzenli olarak tüketerek vücudun ihtiyaç duyduğu miktarda E vitamini alabilirsiniz.

Depresyona İyi Gelmeyen Gıdalar

Şekerli Yiyecekler: Kan şekeri seviyemiz tükettiğimiz gıdalar ile dalgalanır. Aşırı şekerli gıdalar geçici bir rahatlama duygusu ve kısa süreli enerji sağlarken bir süre sonra aniden düşen şeker yorgunluğa ve daha kötü hissetmeye yol açabilir.

Kandaki yüksek şeker, insülinin glikozu temizlemek için daha fazla salgılanmasına yol açar ve bu durum vücut enerjisini azaltır. Yüksek insülin uyku bozuklukları, baş dönmesi, sinirlilik hali ve öfke patlamaları gibi belirtilerle kendini gösterir.

Aşırı Sodyum: Sodyum organların normal fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için gerekli bir elektrolittir ancak aşırı sodyum tüketimi hipertansiyon başta olmak üzere pek çok ciddi sağlık sorununa yol açabilir. Sodyumun depresyon belirtilerine etkisi ise aşırı miktarlarda tüketildiğinde kronik yorgunluğa neden olmasıdır.

Alkol: Alkol tek başına merkezi sinir sistemi üzerinde yarattığı etki ile kronik depresyona neden olabilir. Kişi depresyon sırasında olumsuz düşüncelerden kurtulmak ve kendi kendini tedavi etme isteğiyle alkole yönelebilir ancak alkolün yarattığı sanal rahatlama kısa sürede depresyonun derinleşmesine neden olacaktır.

Sonuç olarak depresyon, bazen sadece mevsimsel değişiklikler, iş veya okulda yaşanan sıkıntılar nedeniyle kısa süreli olarak görülebilmektedir.

Bu tip hafif ve orta dereceli depresyonun tedavisinde doğru besinlerden yardım alarak iyileşme sürecini kısaltabilirsiniz. Ancak tedavi edilmeyen ve ilerlemiş depresyon kişiyi intihar duygularına yönlendirebilir ve sosyal hayatını bitirebilir.

Bu gibi ciddi sonuçlara yol açmadan önce mutlaka bir uzmandan yardım almalı ve belirtiler derinleşmeden doğru tedavi sürecini başlatmalısınız.

Reflüye İyi Gelen Yiyecekler

Belirli gıdalar ve aşırı yemek, mide asidi üretimini arttırarak reflü şikayetlerine neden olabilir. Bazı gıdalar ise mide ve yemek borusu arasında bulunan, mide asidinin yemek borusuna çıkmasını engelleyen özofagus kasının zorlanmadan işlevini yerine getirmesine yardımcı olur.

Zayıflayan özofagus kası özellikle yağlı ve kızarmış gıdalar, domates içeren yiyecekler, çikolata, kafeinli içecekler ve alkol nedeniyle düzgün çalışmayabilir.

Bu yiyecek ve içecekler reflü ağrılarının artmasına yol açabilir. Bunun nedeni, bu gıdaların mide asidi üretimini arttırması ve sindirilmelerinin uzun sürmesidir.

Uzmanların reflüsü olanlara tavsiye ettiği yiyecekler genellikle sindirimi kolay ve aşırı mide asidine neden olmayacak yiyeceklerdir.

Reflü ve Beslenme

Her insanın sindirim sistemi gıdalara farklı tepkiler verebilir.

Reflü belirtileri genellikle asitli meyveler ve içecekler, kafein, çikolata, alkol nedeniyle artarken reflüsü olan bazı kişilerde bu gıdaların bazıları belirtilerin şiddetlenmesine yol açmayabilir.

Siz de hangi gıdaların reflüyü arttırdığını bulmak için kendinize bir liste hazırlayabilirsiniz. Aşağıdaki sindirimi kolay besinler uzmanlar tarafından reflüsü olanlara önerilen gıdalardır.

Bitkisel Protein: Columbia Üniversitesi’nin yaptığı çalışmaya göre bitkisel kaynaklardan alınan protein mide ve yemek borusu arasındaki asit geçişini engelleyen özofagus kasını zorlamıyor ve bu kasın fonksiyonunun gelişimine katkıda bulunuyor.

Hayvansal gıdalardan alınan protein yerine protein bakımından zengin fasulye (özellikle siyah fasulye) ve mercimek tüketmek reflü belirtilerinin azalmasına yardımcı olacaktır. Siyah fasulye ayrıca sindirim ve genel sağlık için önemli lif, folat ve antioksidanlar içerir.

Lifli Gıdalar: Lifli besinler sindirim sırasında aşırı mide salgılanmasını engeller ve reflü riskini azaltır.

Beslenmenize tam tahıllı gıdaları, lif bakımından zengin meyve ve sebzeleri ekleyerek reflü nedeniyle yaşanan ağrıları hafifletebilirsiniz.

Muz, elma, şeftali, armut, kavun ve çilek bir reflü diyetinde tavsiye edilen meyvelerdir. Ancak lifli olmalarına karşın aynı zamanda asitli olan portal, mandalina ve greyfurt gibi meyveler asit reflüye neden olabilir. Domates ve domatesli gıda ürünlerinin genel olarak reflü şikayetlerini arttırdığı bilinmektedir. Lif bakımından zengin diğer yiyecekler arasında kepekli tahıllar, esmer pirinç, yulaf ezmesi ve bazı makarna türlerini sayabiliriz.

Sebzeler: Domates dışında kalan tüm sebzeler reflü hastalarına önerilmektedir. Tabii sebzelerle hazırlanan yemeklerin az yağlı olması ve sebzeleri salata şeklinde tüketecekseniz salata sosu kullanmamanız tavsiye edilir.

Özellikle lahana gibi omega 3 yağ asitleri, vitamin ve mineral bakımından zengin sebzeler reflünün tedavisine yardımcı olabilir.

Aşağıdaki yiyecekler reflüyü tetiklemeyen ve fazla mide asidi üretimine yol açmadan sindirilebilir; 
  • Elma 
  • Muz 
  • Patates (fırında veya haşlama) 
  • Brokoli 
  • Lahana 
  • Havuç 
  • Fasulye 
  • Yağsız kıyma 
  • Tavuk göğsü (haşlama) 
  • Balık 
  • Beyaz peynir 
  • Ekmek 
  • Kepek 
  • Yulaf 
  • Esmer pirinç 
  • Beyaz pirinç 
  • Mısır ekmeği 
  • Yağsız krem peynir 
  • Soya peyniri 
  • Yumurta akı 
Bu liste reflüsü olanların tüketebileceği gıdaların tamamını içermemektedir.

Reflüyü Tetikleyen Gıdalar

Yağlı Gıdalar: Yağlı gıdaların sindirimi zordur bu nedenle mide daha fazla asit salgılamak zorunda kalır. Yağ aynı zamanda sindirimi yavaşlatarak asit reflü riskini yükseltir.

Yağlı ve ağır gıdalardan oluşan bir öğün yerine az yağlı ve sindirimi daha kolay yiyecekleri tercih edin. Kızartma gıdalar, aşırı tuzlu konserve yiyecekler, koruyucu madde içeren içecekleri tüketmeyin.

Domates: Sağlık için çok yararlı “likopen” maddesini içeren domates yüksek asit içeriğiyle reflü şikayetlerini arttırabilir. Ketçap, domates salçası, domates suyu gibi besinlerinde genel olarak reflüyü olumsuz etkilediği bilinmektedir.

Sarımsak ve Soğan: Çiğ sarımsak ve soğan genellikle reflüyle ilişkili mide ekşimesine yol açar ancak bazı uzmanlar sarımsak ve soğanın sadece bazı insanlarda reflüyü tetiklediğini belirtmektedir.

Bu gıdaların sizde reflü ağrılarına neden olup olmadığını öğrenmek için sarımsak veya soğan içeren yiyecekleri tükettikten sonra yanma hissi olup oluşmadığına dikkat edebilirsiniz.

Baharatlı Yiyecekler: Aşırı baharatlı ve acı yiyecekler reflüyü şiddetlendirebilir. Yemeklere eklediğiniz baharatları azaltabilirsiniz.

Nane: Nane mide ve yemek borusu arasında bulunan kasın gevşemesine neden olarak mide asidinin yemek borusuna geçişini kolaylaştırabilir. Taze nane, naneli sakız, nane çayı ve naneli şeker tüketmemeye çalışın.

Reflüyü tetikleyen gıdalar kişiden kişiye farklılaştığı için reflüsü olanlara önerilen her öğünde yedikleri gıdaları not aldıkları bir “yemek günlüğü” tutmalarıdır. Bu günlük sayesinde sizde reflüye neden olan gıdaları net olarak belirleyebilir ve beslenme programınızı buna göre oluşturabilirsiniz.

Mide asidi üretimini, dolayısıyla reflü ağrılarını arttırdığı bilinen bazı yiyecek ve içecekler; 
  • Portakal 
  • Portakal suyu 
  • Limon 
  • Limon suyu 
  • Greyfurt 
  • Kızılcık suyu 
  • Domates 
  • Kızartma gıdalar 
  • Yağlı et 
  • Yağlı kıyma 
  • Çiğ soğan 
  • Kızartma tavuk 
  • Ekşi krema 
  • Muzlu süt 
  • Dondurma 
  • Likör 
  • Şarap 
  • Bira 
  • Kahve 
  • Çikolata 
  • Pastane ürünleri 
  • Mısır cipsi 
  • Patates cipsi 
  • Koruyucu içeren konserve gıdalar 
  • Gazlı içecekler 
  • Çay

    Tansiyona İyi Gelen Yiyecekler

    Yüksek tansiyon tüm dünyada en yaygın olarak görülen ve önlenebilir hastalıklar arasında yer almaktadır. Beslenme yoluyla kan basıncını kontrol edebilir ve yüksek tansiyonun tetikleyebileceği kalp, beyin, göz ve böbrek hastalıklarından korunabilirsiniz.

    Tansiyonu düşürmek için tavsiye edilen yiyecekler arasında sebze, meyve ve süt ürünleri ilk sıralarda gelmekle birlikte sodyum tüketimini sınırlandırmak tansiyonu sağlıklı düzeylerde tutabilmek adına uzmanlar tarafından öneriliyor.

    Tansiyonu Düşüren Yiyecekler

    Sebzeler: Sebzeler tansiyonu düşürmenin yanı sıra içerdikleri besin lifi, potasyum, magnezyum ve diğer minerallerle genel sağlığınızı geliştirmenize yardımcı olur.

    Her gün yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere 2-3 kase farklı renklerdeki sebzelerin çiğ ve haşlanmış olarak tüketilmesi tansiyon hastalarına önerilmektedir.

    Brokoli, patates, ıspanak, domates ve kabak gibi sebzeleri tansiyonu düşürmek için kullanabilirsiniz.

    Meyveler: Sebzeler gibi lif, vitamin ve mineral içeren meyveler de yüksek tansiyonu düşürmek için yardımcı olabilir.

    Muz, elma, çilek, kavun, şeftali, ananas, mango ve turunçgiller yüksek tansiyonu dengelemek için iyi seçenekler arasında yer almaktadır.

    Taze meyve yerine meyve suyu içiyorsanız suyun taze sıkılmış olması ve şeker eklenmemiş olması önerilmektedir.

    Süt Ürünleri: Kalsiyum damar sağlığı ve damar tıkanıklığını önlemek için gerekli mineraller arasındadır.

    Kalsiyum bakımından zengin yoğurt, süt ve peynir gibi besinleri günlük beslenmenize eklemek tansiyonu normal değerlere çekebilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta tüketilen süt ürünlerinin az yağlı veya yağsız olmasıdır.

    Eğer süt ürünleri tüketemiyorsanız doktorunuzdan besin takviyesi önerisi alabilirsiniz.

    Tam Tahıllar: Kan basıncını düşürmeye yardımcı lif bakımından zengin olan esmer pirinç, kepekli ekmek, arpa ve yulaf gibi tam tahılları beslenme programınıza ekleyebilirsiniz.

    Beyaz un ve şeker gibi rafine karbonhidratlar yerine tam tahıllı besinleri düzenli olarak tüketmek tansiyonu kontrol altına almanızı sağlayacaktır.

    Balık: Protein tansiyonu düşürmek için önemli olmasına karşın proteinin hangi kaynaktan alındığı da oldukça önemlidir.

    Kaliteli protein kaynağı olarak somon, ton, mezgit gibi soğuk su balıklarını tüketebilirsiniz.

    Haftada en az 2 öğün balık tüketmek vücudun ihtiyacı olan ancak vücut tarafından üretilmeyen omega yağ asitlerini almanızı da sağlayacaktır.

    Kuruyemiş: Badem, fındık, ceviz ve fıstık gibi kuruyemişler sağlıklı birer yağ kaynağı olarak her gün tüketilebilir.

    Baharatlar: Aşırı tuz tüketiminin tansiyonu yükselttiği biliniyor. Yemeklerinizde tuz yerine kurutulmuş baharatlar kullanarak sodyumun bu olumsuz etkilerinden korunabilirsiniz.

    Yüksek Tansiyon ve Beslenme

    Tansiyonu düşüren mucize bir yiyecek bulunmamakla birlikte dengeli ve düzenli beslenme tansiyon şikayetlerinizi büyük oranda azaltacaktır. Örneğin potasyum, vücutta sıvı düzenlenmesi dahil olmak üzere pek çok önemli fonksiyonun yerine getirilebilmesi için gereklidir.

    Yapılan araştırmalar potasyum bakımından zengin gıdaların tüketiminin yüksek tansiyon hastalarında olumlu etkilerini ortaya koymaktadır.

    Potasyum içeren süt, yoğurt, kayısı, avokado, muz, kavun, hurma, nektarin, üzüm, tavuk, balık, ton balığı, hindi, havuç, kereviz, fasulye, patates, ıspanak, yer kabak ve domatesi beslenmenize ekleyerek yüksek tansiyon için gereken potasyumu alabilirsiniz.

    Potasyum böbrek hastalarında diğer bazı sorunlara yol açabileceği için hem hipertansiyonu hem de böbrek rahatsızlığı olanlar doktora danışarak alternatif bir yol izleyebilir.

    Kalsiyum eksikliği hipertansiyon ile ilişkilidir. Yüksek tansiyon için tavsiye edilen beslenme listelerinde potasyum ve magnezyumla birlikte kalsiyum içeren gıdalarda bulunmaktadır.

    Yaşa ve cinsiyete göre gereken günlük kalsiyum oranı değişmekle birlikte tavsiye edilen doz 310 ila 400 mg arasındadır. Yeterli miktarda kalsiyum almak için süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, badem, fasulye ve tofu tüketebilirsiniz.

    Magnezyum kan damalarını rahatlatarak yüksek kan basıncının olumsuz etkilerine ve tansiyonun yükselmesine karşı koruma sağlar.

    Yeterli miktarda magnezyum için badem, ıspanak, mısır gevreği, yulaf ezmesi, patates, yer fıstığı, fıstık ezmesi, buğday kepeği, börülce, yoğurt, pişmiş fasulye, kahverengi pirinç, avokado, barbunya, muz, kepekli ekmek, süt, yoğurt ve kuru üzümü öğünlerinize ekleyebilirsiniz.

    5 Ocak 2017 Perşembe

    Selülite İyi Gelen Yiyecekler

    Selülit, yani cilt altındaki yamru yumru yağ birikintileri, hemen her kadında görülmekte ve bu söylediğimiz sadece öylesine bir varsayım değil.

    Bilimsel çalışmalar ve istatistikler on kadından dokuzunda selülit olduğunu söylüyor. Biz her ne kadar kiloları suçlamaya meyilli olsak da aslında selülitin esas sorumlusu genlerimiz olarak kabul ediliyor.

    Genlerin ardından vücudumuzdaki toksinler ve hormonlar da selülit oluşumunu tetikleyen diğer faktörler.

    İşte bu nedenlerden dolayı doktorlar, vücutta bir kez selülit ortaya çıktığında bu çukurlu, portakal kabuğu diye tabir edilen ve hiç hoşumuza gitmeyen görüntüyü sıfırlamanın bir çaresi olmadığını belirtiyorlar.

    Selüliti yok etmeye uğraşmaktansa, görüntünün kötüleşmesini ve vücutta selülitin artmasını engellemeye çalışmak daha mantıklı görünüyor.

    Üstelik bunun için pahalı kozmetikler, cerrahi müdahaleler değil, sağlıklı beslenme en iyi çare olarak gösteriliyor.

    Selülite iyi gelen yiyeceklerin selülit oluşumunu yavaşlattığı ve cildi sıkılaştırarak selülitli görünümü hafifletebileceği gözlemlenmiştir.

    Şimdi selülite iyi geldiği bilinen yiyecekleri ve doğru beslenme alışkanlıklarını yakından inceleyelim.

    Selülit Düşmanı Yiyecekler

    Brokoli: Besin değerlerine bakıldığında açık ara pek çok sebzeyi geride bakan brokoli hem sağlık hem de güzellik açısından destekleyici pek çok vitamin ve mineral barındırır.

    Ancak diğer yiyecekleri gölgede bırakan esas özelliği ise içerdiği alfa lipoik asittir. Alfa lipoik kollajen liflerinin sertleşmesini engeller. Bu da selüliti önlemek adına önemli bir adımdır çünkü cilde canlılığını veren kollajen lifleri sertleştikçe, deri altında selülit görünümüne neden olurlar.

    Haftada 3-4 kez haşlanmış brokoli tüketmeniz sağlık ve güzellik açısından yararlı olacaktır.

    Domates: Domatese canlı kırmızı rengini veren ve özellikle kadınlar için mucizevi bir antioksidan olarak kabul edilen likopen maddesi kan dolaşımını canlandırmaya da yardımcıdır. Likopen içeren diğer meyveler karpuz, kayısı ve pembe greyfurt da yine hem sağlık hem güzellik açısından beslenme listesine eklenebilir.

    Ayrıca C ve E vitaminleri açısından da son derece zengin olan domates, tüm bu içeriğiyle cildin sıkılığını korumasına ve kolajen üretimine destek olur.

    Elma şırası sirkesi: Eğer hızlı bir vücut detoksu yapmak istiyorsanız yemeklerinize elma şırası sirkesi eklemeye başlayabilirsiniz.

    Bağırsaklardaki zararlı bakterilerin temizlenmesine yardımcı olan bu sirke aynı zamanda karın ve kalça bölgesindeki su tutulmasına da iyi gelecektir. Bütün bu olumlu etkiler elbette selülitli görünümün azalması anlamına da gelir.

    Kişniş: Maydanozu andıran ve maydanozdan daha keskin bir tadı ve kokusu olan kişniş, salatalarınıza ekleyebileceğiniz lezzetli bir bitkidir.

    Kişnişin selülite karşı önerilen bir yiyecek olmasının ana nedenine gelince ilk olarak vücuttaki yağ hücrelerine değinmemiz gerekir. Yağ hücrelerinin yayılmasının nedeni vücuttaki toksinler ve ağır metallerdir. Kişniş bu zararlı maddeleri bir potada birleştirip vücuttan atılmalarını sağlar.

    Ne kadar diyet yaparsanız yapın eğer vücudunuzu toksinlerden arındırmazsanız, yağ hücreleri vücutta yayılmaya devam eder.

    Kuşkonmaz: Kuşkonmazın olağanüstü iltihap giderici özellikleri vücutta gaz nedeniyle kaynaklanan şişkinliği önler. Üstelik kalorisi düşük bir yiyecek olduğu için de gönül rahatlığıyla tüketilebilir. Kan dolaşımını da canlandıran bu sebze selülitin başlıca kaynağı olan toksinlerden vücudu arındırmaya yardımcıdır.

    Muz: Muz harika bir enerji kaynağıdır ve ayrıca cilde iyi geldiği bilinen çinko benzeri mineraller içerir.

    Muzun içerdiği potasyum, kan akışını da hızlandırır ve böylece selülite iyi gelen yiyecekler arasında yerini alır.

    Egzersize başlamadan önce bir muz yiyebilir ya da sabahları meyve salatanıza bir tane doğrayarak bu meyveden faydalanabilirsiniz.

    Salatalık: Ne yaşta ya da hangi ölçülerde olursanız olun, vücudun su tutması selülit oluşumunu tetikleyebilir. Bu durumda salatalık benzeri idrar söktürücü yiyecekler hem fazla suyu atmanızı hem de vücudun toksinlerden arınmasını sağlayabilir.

    Kereviz, kuşkonmaz ve soğan da idrar söktürücü özelliğinden yararlanabileceğiniz diğer sebzelere örnek verilebilir.

    Sarımsak: Pek çok açıdan faydalı olan sarımsak artık beslenme uzmanı tarafından doğal bir antibiyotik olarak kabul ediliyor.

    Kolesterolü düşüren ve bağışıklık sistemini güçlendiren sarımsak ayrıca kan dolaşımı üzerindeki olumlu etkisiyle vücudumuzdaki başlıca selülit kaynağını, yani zararlı maddeleri atmamıza da yardımcı oluyor.

    Su: Vücudunuzun su tutması ve ödeme yol açması asla su içmenizle alakalı bir durum değildir. Dolayısıyla asla su içmeyi ihmal etmemeli ve günde en az 8 bardak su içmelisiniz. Su hem vücuttaki zararlı maddeleri atmanız için doğal bir detoks yöntemidir hem de cildinizin sağlığı açısından önemlidir.

    Tam tahıllar: Esmer pirinç, tam tahıllı makarna ya da diğer tam tahıllı yiyecekler uzun süre tok tutan enerji kaynaklarıdır. Böylece size selülit olarak geri dönecek şekerli, tuzlu, yağlı abur cubur ihtiyacını önleyebilirler.

    Ayrıca antioksidan özellikleri sayesinde vücuttaki zararlı maddelerin atılmasını sağlar ve bu şekilde selülit savaşında önemli bir yardımcı olarak öne çıkarlar.

    Turunçgil meyveleri: Portakal, greyfurt ve limon benzeri tüm turunçgiller selülitle savaşta yardımcı olabilecek meyvelerdir. Vücudumuzda biriken yağ hücreleri, cildin kollajen lifleri denilen ağ tabakasını zorlayarak cildin yüzeyine yaklaşır ve selülit görünümü ortaya çıkar. İşte turunçgiller, içerdikleri bol C vitamini ile kollajen liflerini güçlendirir ve bu ağın yağ yüzünden çukurlaşmasını zorlaştırır.

    Ayrıca kan dolaşımını da iyileştirirler. Ancak şeker ve su bileşimi olan bu meyveleri eğer ağır bir yemeğin ardından tüketirseniz, sindirimi yavaşlatıp gaz yapabilirler ki bunun anlamı vücutta zararlı maddelerin çoğalması ve selülit demektir.

    Yağlı balıklar: Peynir, sosis ya da diğer benzeri şarküteri ürünlerinde kullanılan işlenmiş yağlar, selüliti engellemek isteyenlerin kesinlikle uzak durması gereken yağlardır. Öte yandan örneğin somon balığı türündeki yağlı balıkların içerdiği iyi yağlar, vücudun yağı metabolize etmesini kolaylaştıran yağ asitleri içerirler. Selüliti oluşturan yağlar da bu işleme dahildir.

    Yeşil çay: Metabolizmayı hızlandırdığı ve yağ emilimini engellediği bilinen yeşil çay ne zamandır forma girmek ya da sağlığını korumak isteyenlerin favori içecekleri arasında.

    Şimdilerde yeşil çay selülitin yol açtığı portakal kabuğu görünümüne iyi gelen içeceklerden biri olarak kabul ediliyor. İçerdiği teobromin ve kafein maddeleri, vücutta depolanmış olan yağın çözülmesine yardımcı oluyor.

    Sağlıklı olduğu ve selülite iyi geldiği belirtilen yiyecekleri tüketmeye özen gösterirken tuz ve şekerden de uzak durmanız önemlidir. Şeker yağ hücrelerinin genişlemesine tuz ise vücudun su tutmasına neden olur. Her iki durum da selülitin oluşması veya kötüleşmesi anlamına gelir.

    Ayrıca yağlı veya bol kalorili yiyecekleri tüketmeye devam ederseniz, ara sıra yukarıdaki listeden bir iki sebze veya meyve tüketmek beklediğiniz etkiyi yaratamaz.

    Lifli yiyeceklere, taze meyve sebzelere öğünlerinizde yer açın. Hazır gıdalardan, işlenmiş yiyeceklerden uzak durmaya çalışın.

    Beslenmenize ve yaşam biçiminize özen göstererek selülitli görünümü azaltabilirsiniz ancak şu an için selülit problemini kökten çözmenin mümkün olmadığını unutmayın.

    Faydalı olmaktan çok para tuzağı olan kimi ürün ve hizmetlere karşı dikkatli olun.

    Sivilcelere İyi Gelen Yiyecekler

    Cilde ve özellikle sivilcelere iyi gelen yiyecekler, dengeli beslenme için uzmanların önerdiği gıdalardan pek farklı değil. Örneğin bol bol fast-food, şekerli içecekler, cips gibi atıştırmalıklar ve tuzlu gıdalar ile besleniyorsanız genel sağlığınız gibi cildinizde olumsuz yönde etkilenecektir.

    Sağlıklı beslenme listelerinde önerilen sebzeleri, meyveleri tüketiyorsanız cildiniz ihtiyaç duyduğu vitaminleri, mineralleri tam olarak alarak daha pürüzsüz ve parlak görünecektir.

    Sivilce oluşumunu önlemek için gıdalar dışında öne çıkan noktalar cildi düzenli olarak temizlemek, nemlendirmek ve bol bol su içmek.

    Eğer cilt gözenekleri temizlenmezse bakteri oluşumu artarak sivilce oluşumuna zemin hazırlıyor.

    Sivilcelere İyi Gelen Besinler: Sivilcelerin nedeni tümüyle tüketilen gıdalar değil. Stres, uyku düzeninin bozulması, yorgunluk nedeniyle artan testosteron (Erkeklik hormonu olarak bilinir ancak kadınlarda da bulunur) hormonu sivilceye yol açabilir.

    Yükselen testosteronu alkol, şeker, doymuş yağlar ve kafeinle desteklerseniz sivilce problemi büyüyerek devam edecektir. Ayrıca egzersiz eksikliği kandaki testosteron düzeyini arttırmaktadır.

    Sonuç olarak beslenmenize dikkat etmenin yanı sıra, stresle baş etmeyi öğrenmeli, kafeini, alkolü, doymuş yağları ve şekeri azaltıp kendinize düzenli egzersiz programı oluşturmalısınız.

    Aşağıdaki listede cilde iyi gelen bazı gıdalar yer alıyor ancak bu liste dışında cilde ve sivilcelere iyi gelen diğer gıdalar bulunmaktadır.

    Sivilceler cilt görünümünü bozacak kadar çoksa ve aldığınız tedbirlere rağmen azalmalarını sağlayamıyorsanız bir doktora görünmenizi tavsiye ederiz.

    Meyveler ve Sebzeler: Cildimiz, kendini koruyabilmesi ve hücrelerin yenilenmesi için bazı vitamin ve minerallere ihtiyaç duyar. Örneğin akne tedavisi için üretilen ürünlerin pek çoğu A vitamini içermektedir. A vitamininin antioksidan etkisi toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

    Havuç, kale, ıspanak, lahana ve kavun çok iyi birer A vitamini kaynağıdır. Yine antioksidan etkisi bulunan bir diğer vitamin olan C vitaminini ise portakal, limon, greyfurt, çilek, domates ve tatlı patatesten alabilirsiniz. Genel sağlığınız için tükettiğiniz meyve ve sebzelerin farklı renkleri olmasına dikkat edin.

    Tam Tahıllı Gıdalar: Tam tahıllı besinler beyaz undan üretilmiş gıdalardan daha çok lif, mineral ve vitamin içerir. Bu sayede kan şekerinin sabit tutulmasına yardımcı olarak hormon düzeylerini korur.

    Hormon dalgalanmaları nedeniyle oluşan sivilceler tam tahıllı gıdalar arasında yer alan esmer pirinç, yulaf, arpa ile azaltılabilir

    Balık: Yüksek kolesterol içeren kırmızı ete göre sağlıklı bir protein kaynağı olan balıklar ayrıca çinko ve diğer mineraller bakımından da zengindir.

    Çinko sivilceleri hafifletmeye yardımcı mineraller arasında gösterilmektedir ancak fazla çinko tüketiminin toksik etkisi vardır ve özellikle çinko takviyeleri uzman kontrolünde tüketilmelidir.

    Yeterli miktarda çinko ve genel sağlık için önemli bir rolü bulunan omega-3 yağ asitleri için alabalık, ton balığı, somon gibi soğuk su balıklarından yiyebilirsiniz.

    Yağlar: Aşırı yağlı gıdalar cildinizin daha fazla yağlanmasına ve sivilce oluşumuna neden olabilir. Yağ için doğru kaynağı seçmek cilt bakımı için önemlidir.

    Yağlı peynir, margarin, tereyağı yerine fındık, badem, keten tohumu gibi bitkisel kaynaklar daha doğru bir seçim olacaktır. Ayrıca tükettiğiniz süt ve süt ürünlerinin yağsız veya az yağlı olmasına dikkat edin.

    Sivilce Oluşumunu Azaltmak İçin Diğer Öneriler

    Kan şekeri düzeyini yavaş yükselten glisemik indeksi düşük gıdalarla beslenin. Yendikten sonra kan şekerini aniden yükselten gıdalar sivilce oluşumunu arttırabilir. Öğün atlamayın ve kahvaltı etmeden güne başlamayın.

    Öğünler arasında uzun süre bırakmak masaya oturduğunuzda çok hızlı ve gereğinde fazla yemenize neden olabilir. Bunun yerine kan şekerini sabit tutmak için daha az ve sık yemeye çalışın.

    Alkol tüketimini azaltın ya da bir süre tamamen bırakın. Günde 2 litre kadar su içmeye çalışın.

    Stresi yükselten kahve ve çay tüketimini sınırlandırın. Vitamin ve mineral bakımından zengin meyve suları veya bitkisel çaylardan içebilirsiniz.

    Kendinize bir egzersiz programı hazırlayın ve haftanın en az 3 günü iyice terleyinceye kadar egzersiz yapın.

    Trans yağlarla hazırlanan, işlenmiş gıdalardan uzak durun. Daha az kızartma daha çok haşlama tüketin. Gıda boyası, kimyasal koruyucu ve sentetik gıda takviyeleri ile üretilen gıdaları yemeyin.

    Göze İyi Gelen Yiyecekler

    Vücudun diğer organları, dokuları için olduğu gibi, gözlerin sağlıklı ve güçlü olması için de bazı özel besinlerin düzenli olarak tüketilmesi gerekiyor.

    Yaşla birlikte görüşün zayıflaması, gözlere iyi geldiği bilinen bazı yiyeceklerle yavaşlatılabilir. Bunlar arasında; bera-karoten (A vitamini), C vitamini ve E vitamini açısından zengin olanları uzmanlar tarafından göz sağlığı için en çok önerilen besinler listesinde ilk sıralarda yer alıyor.

    Aynı zamanda lutein, zeaksantin, çinko ve selenyum içeren gıdalar, gözleri güçlendirmek ve görüşü korumak için tavsiye ediliyor.

    Genel beslenme önerisi ise, farklı renklerde sebze ve meyvelerin düzenli olarak tüketilmesi, günde en az 6 bardak su içilmesi ve vücudu susuz bırakan çay, kahve, şekerli gazoz gibi içeceklerin az tüketilmesi yönünde.
    Gözlere İyi Gelen Gıdalar

    Sadece görüşü korumak için değil göz kuruluğunu gidermek için de bazı gıdalardan yardım alabilirsiniz.

    Aşağıdaki listede yer alan gıdalar genel olarak göze iyi geldiği bilinen beta-karoten, C ve E vitaminleri bakımından zengin gıdalardır. Ancak sizin sağlık koşullarınıza uygun besin önerileri için bir uzmana danışmanızı tavsiye ederim.

    Beta Karoten Kaynakları: Havuç ve havuç suyu, tatlı patates, kabak, portakal ve portakal suyu, kavun, mango, kayısı, lahana, ıspanak, kırmızı dolmalık biber, Brüksel lahanası ve balık yağı.

    C Vitamini Kaynakları: Turunçgiller ve suları, papaya, kiraz, ahududu, çilek, yaban mersini, kivi, brokoli, yeşil ve kırmızı biber, karnabahar ve lahana.

    E Vitamini Kaynakları: Buğday tohumu, badem ve badem ezmesi, fıstık ve fıstık ezmesi, ayçekirdeği, keten tohumu, avokado ve yumurta.

    Lutein ve Zeaksantin Kaynakları: Koyu yeşil yapraklı sebzeler lutein ve zeaksantin için en iyi kaynaklarıdır. Kale, ıspanak, pazı, su teresi ve şalgam bu besinlerin arasında ilk sıralarda gelmektedir. Diğer iyi kaynaklar ise; yeşil bezelye, mısır, marul, brokoli, kabak, havuç, Brüksel lahanasıdır.

    Çinko ve Selenyum Kaynakları: Çinko, vücudun A vitaminini absorbe etmesine yardımcı olarak gözleri güçlendirir. Fıstık, kabak çekirdeği, leblebi, mayalı gıdalar, istiridye ve diğer deniz ürünleri çinko bakımından en iyi gıdalar arasında yer almaktadır.

    Dokosaheksaenoik Asit Kaynakları: Retina ve gözün dış segmentlerinde bulunan önemli bir yağ asidi olan dokosaheksaenoik asit göz sağlığını korumak açısından düzenli olarak alınmalıdır.

    Daha çok somon, orkinos, uskumru, sardalye, ringa gibi yağlı, soğuk su balıklarında bulunan dokosaheksaenoik asit için kabuklu deniz hayvanları da iyi birer kaynaktır.

    Bazı balıklarda cıva seviyesi yüksek olduğu için aşırı balık tüketiminin bazı yan etkileri olabilir. Doktorunuz bu durumda balık yerine cıva testi yapılmış balık yağı tüketmenizi önerebilir.

    Göz Sağlığı İçin Havuç

    Çocukluğumuzdan beri, havucun göz sağlığı için en iyi sebze olduğu söylenir ve bu öneri neredeyse her türlü göz rahatsızlığı için geleneksel olarak kullanılmaktadır.
    Bazı geleneksel/bitkisel tedavi yöntemlerinin geçerli olmadığı yıllar içinde yapılmış çalışmalarla kanıtlanmış olsa da “havuç ve göz” için bunu söyleyemeyiz.

    Çünkü göze iyi gelen beta-karoten için en iyi kaynaklardan biri olan havuç, aynı zamanda göz sağlığını korumak için uzmanların önerdiği C ve E vitaminlerini de içermektedir.

    1 adet orta boy havuç, günlük A vitamini ihtiyacının neredeyse 2.5 katı A vitamini sağlar. A vitamininin formları olan retinol ve retinal, gözün bazı temel fonksiyonları için önem taşımaktadır.

    Hafif dereceli A vitamini eksikliği durumunda gece görüşü belirgin oranda azalır. İleri derecelerdeki A vitamini eksikliği ise kalıcı göz hasarına ve görüşün tamamen kaybolmasına yol açabilmektedir.

    1 adet orta boy havuç günlük C vitamini ihtiyacının %7’sini karşılar. Antioksidan vitamin olan C vitamini kemikler, tendonlar ve kan damarı duvarlarının bir parçası olan kolajenin sentezlenmesinde gereklidir. C vitamini eksikliği diş eti kanaması, saç dökülmesi, eklem ağrısı gibi rahatsızlıklara yol açar.

    Ayrıca, uzun dönemli C vitamini eksikliğinin katarakt riskini yükselttiği bilinmektedir.

    1 adet orta boy havuç günlük E vitamini ihtiyacının yaklaşık %2’sini karşılar. Yağda çözülen bir vitamin olan E vitamini kalp sağlığı korumak başta olmak üzere damar tıkanıklığı ve katarakt riskini azaltır.

    4 Ocak 2017 Çarşamba

    Unutkanlığa İyi Gelen Yiyecekler

    Sağlıklı beslenme; diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları, damar tıkanıklığı ve daha pek çok hastalığa yakalanma riskini azaltırken, beyin fonksiyonlarını da geliştirerek unutkanlığa iyi gelir ve hafızayı güçlendirir.


    Örneğin, fazla miktarda doymuş yağ içeren yiyecekler kötü kolesterolün yükselmesine, damarlarda plakalar oluşmasına ve dolayısıyla beyne olan kan akışının azalmasına neden olabilir.

    Beyne giden kanın olması gerekenden az olması ise kan yoluyla taşınan oksijenin de azalmasına yol açar. Oksijen azlığı kısa sürede hafızanın zayıflamasına, ilerleyen durumlarda ise “vasküler demans”a neden olabilir.

    “Unutkanlığa iyi gelen yiyecekler” beyne ve diğer organlara iyi geldiği bilinen, omega yağ asitleri, antioksidan, vitamin ve mineral bakımından zengin besinleri kapsamaktadır.

    Unutkanlığa İyi Gelen Besinler

    Yaban mersini: Yaban mersini üzerine yapılan araştırmalar bu meyvenin beyni “oksidatif stres”e karşı koruyarak yaşa bağlı unutkanlığı geciktirdiğini ortaya koymaktadır.

    Ayrıca düzenli olarak yaban mersini tüketmenin öğrenme kapasitesini arttırdığı ve motor becerileri geliştirdiği yönünde araştırma sonuçları bulunmaktadır. Hafızanızı güçlendirmek için günde bir avuç yaban mersini yiyebilirsiniz.

    Derin Deniz Balıkları: Omega 3 yağ asitleri bakımından zengin ton, somon gibi yağlı, derin deniz balıklarının unutkanlığa iyi geldiği bilinmektedir. Aynı zamanda iyi bir protein kaynağı olan bu balıklar genel sağlığın korunmasına da katkıda bulunur.

    Haftada 2-3 öğün balık tüketmek uzun dönemde hafızanızı korumaya yardımcı olacaktır.

    Kuruyemişler: Yağ asitleri ve yaşla birlikte görülen bilişsel gerilemeyi yavaşlatan E vitamini bakımından zengin olan kabuklu yemiş ve tohumlar unutkanlıkla mücadele için önerilen besinler arasında yer almaktadır.

    Ceviz, fındık, kaju, badem, yer fıstığı, ay çekirdeği, susam, keten tohumu gibi yemişlerden birini her gün bir avuç yemek hafızanın korumasına katkıda bulunur.

    Kepekli Tahıllar: Her organ gibi beyninde yeterli oksijen alabilmek için düzenli kan akışına ihtiyacı vardır. Yulaf ezmesi, tam tahıllı ekmekler ve kahverengi pirinç gibi kepekli tahıllar kötü kolesterolü düşürerek kan akışını olumsuz yönde etkileyen damar tıkanıklığına karşı koruma sağlar.

    Beyaz ekmeği tam buğday ekmeği veya kepekli ekmekle değiştirmek uzun dönemde hafızanın korunması için atılacak iyi bir adımdır.

    Nar Suyu: Antioksidan bakımından zengin olan nar suyu, vücutta bulunan ve hücre yapısını bozan “serbest radikallere” karşı etkin koruma sağlar.

    Nar suyu gibi antioksidan etkisi bulunan portakal, çilek, greyfurt gibi meyvelerde unutkanlığa iyi gelir ve beyin hücrelerini korur. Nar suyu ekşi gelirse yarı yarıya suyla karıştırarak içebilirsiniz.

    Yeşil Çay: Kahvenin yarısı kadar kafein içeren yeşil çay konsantrasyonu arttırır, ruh halini yukarı taşır ve unutkanlığa iyi gelir. Antioksidan özellikleri ile beyni ve diğer organları koruyan yeşil çay taze demlenmelidir, şişelenmiş olarak satılan yeşil çayın etkisi oldukça azdır ve gıda kimyasalları içerdiğinden yarardan çok zarar verebilir.

    Yeşil çayı demledikten sonra sıcak veya soğuk olarak içebilirsiniz.

    Koyu Çikolata: Yeşil çay, nar suyu ve turunçgiller gibi antioksidan etkisi bulunan siyah çikolata hafızanın korunmasına yardımcı olan besinler arasındadır. Ayrıca içinde bulunan kafein ile konsantrasyonu arttırır ve enerji verir.

    Ancak çikolatanın olumlu etkilerinden faydalanabilmek için %50-%70 arasında kakao içeren bitter çikolatalardan yemelisiniz. Çikolatanın fazlası yarardan çok zarar verebilir, bu nedenle uzmanlar günde 10-15 gram çikolata yemenin yeterli olacağını belirtiyorlar.

    Ispanak: Folik asit ve mineraller bakımından zengin olan ıspanak hafızayı geliştirir ve unutkanlığı tersine çevirebilir.

    Folik asit, Alzheimer hastalığından korunmak ve yaşa bağlı unutkanlığın tedavisi için önerilen vitaminler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. 1 kase çiğ ıspanak günlük folik asit ihtiyacının yaklaşık %60’ını karşılar.

    Elma: Bir antioksidan çeşidi olan “quercetin” bakımından zengin elma, kırmızı soğan ve brokoli hafızayı geliştirmek için önerilen besinler arasındadır. Brokoli aynı zamanda folik asit için iyi bir kaynaktır.

    Domates: Likopen, domateste bulunan güçlü bir antioksidandır ve özellikle demans gelişimine katkıda bulunan, serbest radikallerin neden olduğu hücre tahribatına karşı koruma sağlar.

    Diğer Öneriler
    Bazı B vitaminleri (B6, B12 ve folik asit) Alzheimer hastalığı ile ilişkili olduğu bilinen kandaki “homosistein” seviyesinin düşürülmesine yardımcı olur. Hafif bilişsel bozukluğu bulunan hastalar üzerinde yapılan çalışmalarda bu vitaminlerin süreci tersine çevirebileceği yönünde sonuçlar elde edilmiştir.

    Unutkanlığa engel olmak ve hafızayı geliştirmek için yemeniz gereken gıdaların yanında yememeniz gerekenler besinler de var.

    Örneğin, trans yağlar damar tıkanıklığı riskini arttırırken metabolizmanın işlevlerini aksatabilir. Bunun dışında fazla şeker damarların yıpranmasına ve proteinin gerektiği gibi işlenememesine neden olabilir.

    Hamburger, patates kızarması, pastane ürünleri, şekerli içecekler, aşırı şekerli tatlıları olabildiğince az tüketin ve bunları daha sağlıklı alternatifleri ile değiştirmeye çalışın.