arasına yapıştırın. AdSense kodunuz ANNE BEBEK PORTALI: Anneler İçin...
Anneler İçin... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anneler İçin... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2017 Cuma

Menopozda Hormon Tedavisi

MENOPOZDA HORMON REPLASMAN TEDAVİSİ (HRT)

Hormon replaman tedavisi siklik ya da devamlı, ağızdan ya da transdemal (cilt yoluyla) ya da transvajinal yollarla uygulanabilen östrojen ve progesteron ya da sadece östrojen şeklinde uygulanabilen bir tedavidir. Bütün bu uygulanış şekillerinden hangisinin seçileceği hastaya göre planlanır.

Hormon tedavisi planlandığında tam bir jinekolojik muayene ve papsmear testi, çeşitli kan ve idrar testleri, karaciğer böbrek ve kolesterol ile ilgili kan testleri, mamografi ve meme ultrasonografisi mutlaka yapılmalıdır.

Günümüzde hormon replasman tedavisi (HRT) önerilen durumlar:

Menopoz yıllarına yaklaşmış ve seyrek adet gören hastalara eğer düzenli adet görmek istiyorlarsa hormon replasman tedavisi başlanabilir.
Ameliyatla genç yaşlarda yumurtalıkları alındığı için menopoza giren hastalarda da hormon tedavisi önerilir. (Rahim de alınmışsa sadece östrojen içeren tedavi önerilir.)
Menopoza tam olarak girmiş ve artık adet görmeyen hastalarda ise ancak orta ya da şiddetli derecede sıcak basması (vazomotor semptomlar) varsa HRT önerilmektedir. Vajinal kuruluk ve atrofi gibi semptomlar varsa vajinal krem ya da tablet şeklinde lokal hormon tedavisi önerilir. Bunun dışında kalp hastalıklarından korumak, osteoporozdan (kemik erimesi) korumak v.b hastalıklardan korumak amacıyla hormon tedavisi artık günümüzde önerilmemektedir.

Hormon tedavisinin faydaları:
Estrojen tedavisi etkisini en hızlı şekilde sıcak basmalarında gösterir. Menopoz sıcak basma şikayeti olan hastaların %75inde düzelme sağlar. HRT uyku bozukluklarını düzeltir. Menopoz döneminde ortaya çıkan anksiyete (sıkıntı), depresyon (içe dönüklük) ve hafıza bozuklukları gibi sorunlarda da etkilidir.Alt ürogenital sistemdeki olumsuz değişiklikleri önlemek amacıyla bu dönemde kullanılan lokal veya sistemik estrojen; vaginal kuruluk, ilişkide ağrı hissi gibi atrofik vaginadan kaynaklanan problemleri ortadan kaldırır. Alt idrar yollarında menopoz sonucu gelişen sık idrara çıkma (pollaküri), zor idrara çıkma (disüri) ve idrar kaçırma gibi şikayetlerde düzelme sağlar

Hormon kullanımına engel oluşturan durumlar:
– Yeni geçirilmiş kalp krizi
– Geçici iskemik atak
– Geçirilmiş inme (serebrovasküler olay)
– Beyin damar tıkanıklıkları
– Karaciğer fonksiyonlarının bozuk olması
– Östrojen ile ilerleyen tümör varlığı (Meme veya endometrium kanseri)
– Tromboemboli (damar tıkanıklığı) geçirmiş olmak
– Nedeni henüz bulunamamış vajinal kanama olması

Hormon tedavisinin dikkatli verilmesi gereken durumlar:
– Yüksek tansiyon
– Safra kesesi hastalıkları ve safra taşı
– Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)
– Trigiliserid yüksekliği
– Migren
– Epilepsi
– Miyom
– Endometriozis

Menopozda hormon replasman tedavisi alanlarda özellikle de ilk 3 ayda düzensiz vajinal kanamalar olabilir ve bu tamamı ile normaldir. Fakat daha sonraki dönemde olan vajinal kanamalar çok önemlidir ve kesinlikle doktora başvurmayı gerektirir. Hormon tedavisi dışında başka sebepleri olabillir bu kanamaların. (Menopoz sonrası dönemde kanama konusuna bakınız.)

HRT ile oluşabilecek yan etkileri içeriğindeki östrojenin ve progesteronun oluşturduğu yan etkiler şekilde iki grupta anlatılabilir:

Östrojene bağlı yan etkiler:
– Bulantı
– Kusma
– Şişkinlik
– Kilo alma
– Su tutulumu
– Tansiyon yükselmesi
– Kramplar
– Meme uçlarında hassasiyet
– Safra taşı oluşumu

Progesterona bağlı yan etkiler:
– Yorgunluk
– Depresyon
– Akne
– Yağlı cilt
– İştah artması
– Kilo alma
– Libido (cinsel istek) azalması
– Memelerde hassasiyet

Hormon tedavisi kaç yıl sürdürülmeli?
Menopozla ilgili şikayetler yani sıcak basmaları geçtikten sonra hormon replasman tedavisi kesilmelidir. Genellikle bu şikayetler en fazla 2-3 yıl sürer. Bu tür şikayetler kesildikten sonra başka amaçla hormon tedavisi kullanılması günümüzde önerilmemektedir. 5 yıldan fazla HRT kullanılması çok zorunlu olmadıkça tercih edilmemelidir.

HRT ve meme kanseri ilişkisi
Günümüze kadar yapılan çalışmalar ile aydınlatılabildiği kadar bu konudaki bilim adamlarının son görüşleri şu şekildedir:
– Meme kanseri riski muhtemelen 5 yıldan uzun süreli HRT kullanımı ile artar.
– HRT ile izlenen risk artışı tedaviye 5 yıl ara verdikten sonra ortadan kalkar.
– Meme kanseri öyküsü olan hastalarda HRT verilmemelidir.
– WHI çalışmasında östrojen + progesteron kombine alan grupta meme kanseri riski artmıştır, sadece östrojen alan grupta artmamıştır.

HRT ve kalp hastalığı ilişkisi
– Koroner kalp hastalığından koruma amacıyla günümüzde HRT kullanılması kesinlikle önerilmemektedir. Koruma sağlamadığı gösterilmiştir.
– WHI çalışmasında östrojen + progesteron kombine alan grupta koroner kalp hastalığı (MI) riski artmıştır, sadece östrojen alan grupta değişmemiştir.
– HERS çalışmasında hormon replasman tedavisinin kardiyovasküler hastalıkları önlediği gösterilememiştir.

Myomu olanlarda HRT kullanılabilir mi?
Kullanılabilir, bir engel yoktur. Ancak myom moyutlarında zamanla az da olsa artma olabilir bu açıdan takip edilmelir.

Kolorektal kanser
WHI çalışmasında östrojen + progesteron kombine alan grupta kolon kanseri (kalın barsak kanseri) riski azalmıştır, sadece östrojen alan grupta risk değişmemiştir. (Kombine oral kontraseptifler de kolon kanseri riskini azaltır.)

Serebrovasküler olay ve tromboemboli
WHI çalışmasında kombine östrojen + progesteron hormon replasman tedavisi alan ve sadece östrojen alan her iki grupta da CVO ve tromboembolik olay artışı görülmüştür.

Demans
WHI çalışmasında östrojen + progesteron kombine tedavi alan grupta demans riskinin arttığı izlenmiştir.

17 Ocak 2017 Salı

Lazer İle Vajina Estetiği ve Sıkılaştırma

İlerleyen yaş ile birlikte tüm dokularda bir gevşeme söz konusu olur. Özellikle yüz cildinde canlılık azalır, kırışıklıklar belirmeye başlar ve bunlar temel olarak cilt altındaki kollajen adı verilen liflerin gevşemesi nedeni ile elastisitenin azalmasına bağlı olarak ortaya çıkar. İşte tüm dünyada kadınlar bu süreci yavaşlatmak ya da engellemek için kozmetik işlemlere, kremlere ve terapilere başvurmayı tercih ederler.


Benzer bir değişim kollajen liflerinin çok yoğun olarak bulunduğu bir başka bölgede, vajinada da yaşanır. Üstelik burada kollajen lifleri sadece yaşlanmanın değil daha önceden geçirilen gebelikler ve doğumların etkisi ile çok daha erken dönemde dejenere olmaya başlarlar. Bazı kadınlarda doğum olmasa bile dokuların yapısına bağlı olarak gevşeme çok erken dönemde görülebilir.

Yaşanan bu değişim ve sonucunda ortaya çıkan gevşeme, zaman zaman özellikle öksürürken ya da gülerken ani idrar kaçırma sorununun yanı sıra cinsel fonksiyonlarda bozulmaya ve cinsel yaşamda tatminsizliğe neden olabilir.

Sarkma ve gevşeme sorunu yaşayan kadınlarda yaş ilerledikçe ve özellikle menopoz sonrasında yakınmalar giderek artar ve bazen rahimin tamamen vajina dışına sarkması ile sonuçlanabilir. Vajinal prolapsus adı verilen bu durum oldukça sevimsizdir. Özellikle idrar kaçırma şikayetinin kadının sosyal hayatını olumsuz etkilediği durumlarda ve uterin prolapsus varlığında ameliyat çoğu zaman kaçınılmazdır. Bu patolojilerin tedavisi için değişik ameliyat teknikleri mevcuttur ve başarı ile uygulanmaktadır.

Öte yandan 30’lu ya da 40’li yaşladaki kadınlarda sarkma ve gevşeme ameliyat gibi büyük ve majör bir girişimi gerektirecek kadar şiddetli olmadığından çoğu zaman doktorlar tarafından ihmal edilir.

Oysa vajinasının gevşek olması cinsel açıdan olgunluğunun zirvesinde olan ve cinselliğini 20’li yaşlara göre daha bilinçli yaşayan günümüz modern kadını için çok ciddi ve önemli bir sorundur. Ayrıca her zaman olmasa bile beklenmedik anlarda yaşanan idrar kaçırma yakınmaları hem sosyal açıdan rahatsızlık verir hem de ilerisi için kadının endişelenmesine yol açar.

Gelişen teknoloji ile birlikte, bu tür yakınmaların tedavisi mümkün hale gelmiştir. Teknolojinin günlük hayattaki yansımaları en fazla tıp alanında yaşanmaktadır ve bunun yansımalarından biri laser ile vajina daraltma ve mesane kaldırma işlemleridir.

Laser ile vajina daraltma ya da sıkılaştırma nedir?

Vajina sıkılaştırma, halka arasında kansız-bıçaksız şeklinde tanımlanan, herhangi bir kesi yapılmayan, dikiş olmayan, non-invazif olarak tabir edilen, vajinal kanalın Laser teknolojsi ile fototermal şekilde sıkılaştırılması işlemidir.

Klinik çalışmalar Laser ile vajina sıkılaştırma işleminin etkili, kolay ve güvenli olduğunu ortaya koymuştur.

Kimlere yapılır?

Laser ile vajina sıkılaştırma işlemi vajinal relaksasyon adı verilen, doğum sırasında aşırı gerilme ya da yaşlanmanın doğal sürecine bağlı olarak kollajen lifllerinin kırılması sonucu vajinanın ideal yapısının bozulduğu, elastikiyetinin azaldığı ve gevşediği tüm kadınlarda uygulanabilir.

Nasıl etki eder?

Bu tedavi amacı ile üretilmiş ve smooth-mode adı verilen yeteneğe sahip laser cihazları ile yapılan uygulamada fototermal etki ile kollajenin yeniden yapılanması ve vajinal mukoza ve endopelvik fasya adı verilen doku içinde yeni kollajen üretimi uyarılır.

Termal etki ile kollajen ve elastikiyetten sorumlu olan elastin lifleri kasılır ve yeniden şekillenir. Bu moleküler sinyaller aynı zamanda vücutta yara iyileşmesinden sorumlu olan bağışıklık mekanizmalarını da uyarır.

Tedavinin etkisi ile vajinal kanal daha dar ve sıkı hale gelir.

Diğer vajinal sıkılaştırma işlemleri ile kıyaslandığında Laser güvenli, hızlı ve hasta dostu bir uygulamadır. Komplikasyon ve istenmeyen etki oranları diğer yöntemler ile kıyaslandığında yok denecek kadar azdır.

Nasıl uygulanır?

Laser ile vajina sıkılaştırma işlemi diğer cerrahi müdahaleler gibi öncesinde ya da sonrasında özel hazırlık gerektiren bir uygulama değildir. Hastanın aç olması gerekmez. Adet dışı bir dönemde ve vajinal kanama olmayan zamanlarda uygulanır. Öncesinde yapılacak bir muayene ile uygulamaya engel olabilecek enfeksiyon gibi durumların olmadığı ve bu yöntemin hasta için uygun bir seçenek olup olmadığı saptanmalıdır.

İşlemden 20 dakika kadar önce ağrı azaltıcı krem uygulanması gerekir.

İşlem sırasında vajina içerisine normal muayene sırasında kullanılandan çok daha küçük ve ince bir spekulum yerleştirilir. Bu spekulum içinden geçen laser ile işlem tamamlanır. Genelde 15-20 dakika kadar süren bir işlemdir ve hastaya herhangi bir rahatsızlık ya da ağrı/acı vermez.

Etkili bir sonuç için ilk uygulamadan iki ay sonra hastaya ek bir maliyet yüklemeyen ikinci bir uygulama daha yapılır.

Hasta uygulamadan hemen sonra ayağa kalkar ve normal gündelik hayatına geri döner.

Başarı şansı nedir?

Vajinada daralma ve sıkılaşma vajinal kanal basıncının işlem öncesi ve sonrası ölçüldüğü klinik çalışmalarda ortaya konmuştur.

Ayrıca hasta memnuniyeti ile ilgili araştırmalarda cinsel tatmin düzeyleri ve yaşam kalitesinde anlamlı artış olduğu gösterilmiştir.

Hastaların %95’i uygulama sonrasında vajinal kanalda orta ya da yüksek düzeyde daralma olduğunu bildirmektedir. Yine hastaların %97’si tedaviden tatmin olduklarını bildirmektedir.

Normal doğum yapmış 33-56 yaş arası kadınlarda yapılan bir çalışmada işlemden sonra iki ay içinde vajina duvar gevşekliğinde istatistiksel olarak anlamlı oranda düzelme görüldüğü gösterilmiş hastaların %70’i ve partnerlerinin %76.6’si cinsel yaşantılarının çok daha tatmin edici olduğunu bildirmiştir. İşlem öncesi ve sonrasında biopsi yapılarak alınan doku örnekleri üzerinde yapılan histopatolojik incelemelerde elestikiyet artışı dokümente edilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda yazarlar laser ile vajen sıkılaştırma işleminin ağrısız, güvenli, yan etkisi olmayan, kolay tolere edilebilen ve etkili bir tedavi seçeneği olduğu sonucuna varmışlardır.

Laser ile vajen sıkılaştırma yakınması olan herkes için en ideal ve en etkili tedavi yöntemi değildir ancak daha tatminkar cinsel yaşam, hafif idrar kaçırma sorununda düzelme ve daha fazla vajinal kayganlık isteyen kadınlarda önemli bir tedavi alternatifidir.

Sonuç olarak laser ile vajina daraltma işlemi
  • Anestezi gerektirmeyen
  • Ağrısız
  • 25-30 dakika içinde yapılan
  • Etkisi uzun süren
  • Vajinal kuruluk ve idrar kaçırma problemlerini olumlu şekilde etkileyen
  • oldukça etkili bir işlemdir

Menopozda Bitkisel İlaçlarla Tedavi


Menopoz tedavisinde (ateş basması) bitkisel ilaçlar kullanılabilir mi?

Menopozda görülen ateş basması (sıcak basması), terleme, yüzde ve vücudun diğer bölgelerinde yanma, kızarma gibi şikayetler hafif boyutta olduğunda bazı yaşam tarzı değişiklikleri, fiziksel aktivite, egzersiz, sıcak yerlerde bulunmama, baharatlı ve acılı yiyeceklerden kaçınma gibi öneriler çoğu zaman hastaların rahatlaması için yeterli olabilmektedir, bu nedenle şikayetleri hafif olan hastalarda hormon ilaçları veya bitkisel ilaçların kullanılması önerilmez. Ancak bu tür şikayetler şiddetli olduğunda en etkili tedavi yöntemi hormon ilaçlarıdır. Hormon ilaçlarının kullanımı her zaman her hastada mümkün olmayabilir veya bazı risklerinden dolayı hasta kullanmak istemeyebilir. Çeşitli nedenlerle hormon ilaçlarının kullanılamadığı durumlarda bitkisel kaynaklı ilaçlar kullanılabilmektedir. Bitkisel ilaçların etki düzeyi çok değişken olabilir ancak bazı hastaların şikayetlerinde rahatlama sağlayabilmektedir. Bitkisel ilaçlar bazı bitkilerdeki çeşitli maddelerin saflaştırılmasından elde edilir ve ilaç şeklinde eczanelerde satılır. Bitkisel kaynaklı bu ilaçların insanlar üzerindeki olumsuz yan etkileri diğer hormon ilaçları kadar detaylı araştırılmamıştır, bu nedenle sadece kısa süreli (en fazla 6 ay) kullanılmaları önerilir. Asla doktor tavsiyesi olmadan kullanılmamaları gerekir. İleriki yıllardan bu tür bitkisel ilaçlarla ilgili daha fazla araştırmalar yapıldığında önnerilen kullanım süreleri daha uzun olabilir veya önemli yan etkiler tespit edilirse kullanım süreleri kısalabilir.

Bitkisel ilaçlar da diğer normal ilaçlar gibi çeşitli yan etkilere sebep olabilirler. Bitkilerin yanlış kısımlarının kullanılması veya toplama sırasında başka maddelerin içeriye karışması, miktarını doğru ayarlayamama gibi nedenlerle yan etkiler meydana gelebilir.

YILAN OTU (SİYAH YILAN KÖKÜ) (BLACK COHOCH)

Diğer isimleri: Actaea racemosa = Actea macrotys = Centiyane
Ülkemizde de bulunan bu ilaç menopoz tedavisinde en yaygın kullanılan bitkisel ilaçlardandır. Piyasada tek bir tane isimle satılmaktadır (Klimadynon tablet). İlacın prospektusunda actea racemosa bitkisinin (yılan otu) yumru köklerinin kuru ekstresinden elde edildiği belirtilir. Bu veya benzer bitkilerin eczanede satılan ilaç formu dışında alınarak yenmesi, kaynatılarak veya başka şekilde suyunun içilmesi önerilmez çünkü şlaç formu dışında alındığında vücuda ne kadar madde alındığı bilinemez ayrıca bu şekilde tek bir madde değil faydalı ve zararlı çok sayıda madde vücuda alınmış olur ve bunun önemli yan etkileri olabilir. Eczanelerde satılan ilaç formunun ise doktor tavsiyesi olmadan asla kullanılmaması gerekir, karaciğere toksik etki ve başka yan etkileri olabilmektedir. Bu ilaç prospektusunda belirtildiği üzere menopozda görülen sıcak basması, terleme, uykusuzluk, vajinal kuruluk, sinirlilik, depresyon gibi şikayetlerin giderilmesinde yardımcı olur.
Araştırmaların çoğunda yılan otunun menopoz şikayetleri üzerine faydalı etkileri olduğu gösterilmiştir ancak faydasız olduğunu gösteren araştırmalar da mevcuttur.
Amerika Birleşik Devletlerinde yılan otu Gıda-İlaç Onay Komitesi (FDA) tarafından güvenirliliği belirsiz bitkiler arasında listelenmiştir. 1989’da Almanya’da ilaç kontrol komitesi 6 aya kadar kullanımını onaylamıştır, daha uzun kullanımında olası yan etkiler net bilinmediği için 6 ay dan fazla kullanılmasını onaylamamıştır.

FİTOÖSTROJENLER (SOYA İZOFLOVANLARI)

Fitoöstrojenler soya fasulyesi içerisinde bulunan östrojen hormonuna benzer etkiler gösteren maddelerdir. Japonyada insanlar soya fasulyesini yemeklerinde çok tükettikleri için kadınlarda menopoz şikayetleri, sıcak basması, terleme v.b batı toplumlarına göre çok az görülür. Soya izoflovanalrı yani fitoöstrojenler sıcak basması, terleme, depresyon, vajinal kuruluk şikayetleri için kullanılan bitkisel ilaçlardır. Soya fasulyesinden elde edilir. Doktor tavsiyesi olmadan kullanılmaması gerekir.

DONG QUAİ (ANGELİCA SİNENSİS)

(Angelika – Melekotu Kökü Ekstresi)
Çinde bulunan bir bitkidir. Östrojen benzeri etkileri olduğu için menopoz şikayetlerine faydalı olduğu bildirilmiştir. Yan etkileri hakkında yeterli bilgi olmadığı için şu an menopozda kullanımı önerilmemektedir.

E VİTAMİNİ

Bazı araştırmalar menopoz şikayetlerini azalttığını gösterse de bazıları faydasız olduğunu göstermiştir. Diğer ilaçlar gibi doktor tavsiyesi olmadan kullanılmaması gerekir.

Yukarıda belirtilenler dışında da menopoz tedavisi amacıyla üretilmiş ve satılan bitkisel ilaçlar, yiyecekler, içecekler, bitki kökleri, gıda takviyeleri, kürler, şifalı bitkiler, adıyla satılan ürünler olabilir. Bunların asla doktora danışılmadan kullanılmaması gerekir çünkü bilinçsiz kullanımda kanser benzeri çok önemli yan etkiler meydana gelebilir.

ERKEN MENOPOZDA BİTKİSEL TEDAVİ:

Erken menopoz öncelikle nedenin, belirtilerin, şikayetlerin değerlendirilmesi için mutlaka jinekoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Erken menopozda menopoz nedeniyle olabilecek komplikasyonlar da (kemik erimesi gibi) daha erken gelişecektir. Jinekoloji uzmanınız bu tür komplikasyonların önlenmesi için gerekli tetkik ve tedavileri planlayacaktır. Yukarıda anlatılan ve menopozda ateş basması benzeri şikayetler için kullanılan bitkisel ilaçlarla ilgili bilgiler ve uyarılar erken menopoz durumu için de geçerlidir.

10 Ocak 2017 Salı

Prematüre Bebek Anneleri En Çok Nelerden Korkuyor?

Prematüre anneleri, minik bebekleriyle endişeli bir hikayeye başlayabiliyor çoğu zaman. Peki, prematüre bebek anneleri en çok nelerden korkuyor?

Bugün yani 17 Kasım, Dünya Prematüre Günü! Normal kabul edilen 37-41 haftalık süreden önce dünyaya ''merhaba'' diyen bebekler prematüre olarak adlandırılıyor. Anne olmak, anneliğin ilk günleri, o narin varlığa hassasiyetle yaklaşmak zor ama özellikle prematüre annelerinin işi biraz daha zor. Hastanelerde geçen uzun haftalar, uykusuz geceler, endişeler, adeta hastane personeliyle aile gibi olmak... "Senin bebeğin ne zaman normale dönecek?" ya da "Bu hiç bebeğe benzemiyor..." gibi cümleler prematüre ailelerini en çok yaralayan şeylerden bazıları. Prematüre annesi, bebeğine endişelerle bağlanıyor, umut ediyor ve büyük bir mücadelenin içinde buluyor kendini. Erken doğum yapan annelerin çoğunda suçluluk, kendini yetersiz görme gibi duygular ortaya çıkıyor. Bu ve bunlar gibi birçok sebepten dolayı prematüre annelerine anlayışlı davranmak gerekiyor. Zaten kendilerini yeterince mutsuz hissettikleri bu dönemde yakınlarının onlara destek olması önem taşıyor.

Amerika’daki Wisconsin Üniversitesi Sağlık Okulu Pediatri Departmanı, prematüre bebek annelerinin genel olarak hissettikleri duyguları ve korkuları araştırmış. Araştırmanın sonunda prematüre annelerinin (ve tabii ki babalarının) en çok hissettiği duygular ve düşünceler ortaya çıkmış. Eğer siz veya bir yakınınız da bunu tecrübe ediyorsanız yalnız olmadığınızı bilerek bu gibi endişeleri doktorunuzla ve çevrenizle paylaşabilirsiniz. Prematüre bebek anneleri en çok şunlardan korkuyor: 

Bebeğimin prematüre doğmasına benim yaptığım bir hata sebep oldu

Bu çoğu prematüre annesinin hissettiği üzücü duygulardan biri. Şunu fark etmek gerekiyor; siz hamileliğinizi ne kadar iyi geçirseniz, sağlık kontrollerine ve kendinize özen gösterseniz, alkol ve sigaradan uzak durup iyi beslenmiş olsanız da bebeğiniz sizin kontrolünüzde olmayan bir sebepten dolayı prematüre doğabilir. Bu konuyu doktorunuzla konuşup, erken doğumun sizin bir ‘hatanız’ olmadığını anlamanız ve suçluluk duygusundan uzaklaşmanız en doğrusu. 

Bebeğimi yeterince sevemediğimden endişe ediyorum

 Prematüre bebek doğduğunda ebeveynlerin çoğu onun ölmesinden korkuyor. Bu korku yüzünden bazen bağlanmak istemiyorlar. Bu aslında bilinçli yapılan bir şey olmasa da beyin kendini önceden kaybetmeye hazırlıyor. Örneğin, bazı prematüre aileleri bir süre bebeklerine isim koymayı bile istemiyorlar. Ne zaman ki bebeklerinin biraz geliştiğini görüyorlar o zaman aralarındaki bağ tekrar güçlenebiliyor. Bu da aslında bilinç dışında bebeklerini sevmedikleri gibi bir düşünce yaratıyor. Eğer böyle bir durumdaysanız psikolojik destek alabilirsiniz. Bu da çok sık karşılaşılan bir durum ve kendinizi suçlu hissetmenize gerek yok. 

Ben yeterli bir kadın değilim

Hamilelik sürecinde ebeveynler birçok hayal kuruyorlar. Prematüre doğumlardan sonra ise ebeveynlerde bir hayal kırıklığı yaşanıyor. Durum istenilenin dışında geliştiğinde yaşanılan endişe ve mutsuzluk özellikle anneyi, "Ben yeterli bir kadın değilim, normal bir bebek doğuramadım" duygusuna itiyor. Bu duygularınızdan psikolojik destek alarak kurtulmanız en doğrusu çünkü prematüre bebek doğurmak başarısızlık anlamına gelmiyor. 

Bebeğimin beni hiç tanımamasından korkuyorum

Bu da normal bir endişe; ancak bebekler daha henüz anne karnındayken ses tonundan onu tanıyabiliyorlar. Yani bebek prematüre bile olsa mutlaka annesinin sesini diğerlerinden ayırt edebilir. 

Yenidoğan bakım ünitesinde uzun süre kalırsa bebeğimde kalıcı psikolojik hasarlar olacağını düşünüyorum 

Bu da endişe edilmemesi gereken bir konu. Araştırmalar yenidoğan bakım ünitesinde daha fazla kalan bebeklerde herhangi bir psikolojik zarar olmadığını gösteriyor. Prematüre bebeklerin de duygusal gelişimi tıpkı normal sürede doğan bebeklerinki gibi olabiliyor. 

Hastane personeline soru sormaya korkuyorum

Doktor ve hemşirelerin konuştuğu terimleri anlamamanız normal ama bu soru sormaktan çekinmenizi engellememeli. Merak ettiğiniz her şeyi sorun ve öğrenin, siz soramıyorsanız eşiniz, akrabalarınız veya arkadaşlarınız sizin için sorsun. Sorularınıza cevap almanın en iyi yollarından biri de prematüre bebek ailelerinin oluşturduğu gruplara üye olmak ve diğer ailelerle fikir alışverişinde bulunmak. 

Korkularım ve duygularım çok mu abartı halinde? Deliriyor muyum?

Prematüre ebeveynlerinin çoğu böyle hissediyor bu yüzden bunlar deliriyor olmanın belirtileri değil. Maalesef ki riskli doğan bebeklerin aileleri çok daha fazla stres taşıyor. Prematüre ailelerinin en büyük korkuları şunlar:
"Gece telefon çaldığında mutlaka hastaneden kötü bir haber vermek için arıyor olabilirler."
"Her hastaneye gittiğimde kötü bir şey öğreneceğim için korkuyorum."
"Bir sonraki gidişimde bebeğimi göremeyeceğimden korkuyorum."
Bu gibi korkularınızı sizi anlayan biriyle paylaşmanız ve kendinizi rahatlatmanız en doğrusu. 

Neden bu kadar üzgünüm ve neden enerjim yok? 

Hiç bir anne-baba hamilelik sürecinde şunları planlamıyor: Zor geçen bir hamilelik, aniden girilen bir sezaryen, anne ve bebeğin ölmesinden korkmak, her gün yeni doğan bakım ünitesine gitmek, her gün iyi şeyler duymamak... Bunlar dayanılması zor ve stresli durumlar. Bu yüzden sürekli üzgün ve enerjisiz hissetmeniz çok normal. Eğer bu durum kendi kendinize aşamayacağınız bir hale gelirse destek almak en iyisi olacaktır. 

Bebeğim sağlığına kavuşmaya başladığı halde neden endişelerim geçmiyor?

Prematüre bebek eve geldiğinde ve daha iyi olduğunda bile birçok ailenin endişeleri geçmiyor. Onun sağlıklı olduğunu biliyor olsalar da kafalarında eski günlere ait korkular kalabiliyor. Bu normal bir durum ve zamanla bebeğiniz büyüdükçe bu endişelerin azalarak bittiğini göreceksiniz.